18 01 2014

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

01 09 2012

Türk İstiklâl Harbine Katılan Tüm Komutanların Katkıları ve Bi

  Türk İstiklâl Harbine Katılan Tüm  Komutanların Katkıları ve  Biyografileri İnkılap tarihi kitabına girmesi gereklidir .   MAREŞAL MUSTAFA FEVZİ ÇAKMAK ORGENERAL CEVAT ÇOBANLI ORGENERAL YAKUP ŞEVKİ SUBAŞI ORGENERAL FAHRETTİN ALTAY ORGENERAL KAZIM FİKRİ ÖZALP ORGENERAL ABDURRAHMAN NAFİZ GÜRMAN KORGENERAL NURETTİN SAKALLI KORGENERAL NİHAT ANILMIŞ KORGENERAL ALİ FUAT CEBESOY KORGENERAL MUSA KAZIM KARABEKİR   KURMAY ALBAY ASIM  (ORGENERAL ASIM GÜNDÜZ ) KURMAY ALBAY EMİN  (KORGENERAL MEHMET EMİN KORAL) KURMAY ALBAY İZZETTİN  (ORGENERAL İZZETTİN ÇALIŞLAR) KURMAY YARBAY NACİ (KORGENERAL NACİ TINAZ KURMAY YARBAY ÖMER HALİS (KORGENERAL ÖMER HALİS BIYIKTAY PİYADE ALBAY REŞAT (ALBAY REŞAT ÇİĞÎLTEPE) KURMAY YARBAY SABİT (ORGENERAL SABİT NOYAN) KURMAY ALBAY ALİ HİKMET (KORGENERAL ALİ HİKMET AYERDEM) KURMAY ALBAY KÂZIM (ORGENERAL KÂZIM ORBAY) TOPÇU YARBAY SABRİ (TÜMGENERAL SABRİ ERÇETİN) KURMAY ALBAY NACİ (KORGENERAL NACİ İLDENİZ) KURMAY ALBAY KEMALETTİN SAMİ, (KORGENERAL KEMALETTİN SAMİ GÖKÇEN) KURMAY YARBAY HALİT (ALBAY HALİT AKMANSU) KURMAY YARBAY AHMET (KORGENERAL AHMET DERVİŞ) PİYADE ALBAY OSMAN NURİ (TÜMGENERAL OSMAN NURİ KOPTAGEL) PİYADE YARBAY NAZMİ (KORGENERAL NAZMİ SOLOK) PİYADE ALBAY KAZIM (TÜMGENERAL KÂZIM SEVÜKTEKÎN) PİYADE YARBAY ETHEM NECDET (ÇALLI) (ALBAY ETHEM NECDET (ÇALLI) KARABUDAK) PİYADE BİNBAŞI İBRAHİM (ALBAY İBRAHİM ÇOLAK) TÜMGENERAL YAKUP ŞEVKİ (ORGENERAL YAKUP ŞEVKİ SUBAŞI) KURMAY YARBAY HÜSEYİN HÜSNÜ (TÜMGENERAL HÜSEYİN HÜSNÜ EMİR ERKİLET KURMAY ALBAY ŞÜKRÜ NAİLİ (KORGENERAL ŞÜKRÜ NAİLİ GÖKBERK) KURMAY ALBAY ALÂATTİN (TÜMGEN... Devamı

08 03 2012

Genç Nüfusta Madde Kullanım Yaygınlığı

Genç Nüfusta Madde Kullanım Yaygınlığı (2010 Türkiye uyuşturucu raporu) Türkiye’de genç nüfusta madde kullanım yaygınlığına yönelik olarak bu güne kadar ülke genelini kapsayan bir çalışma yapılmamıştır. Bazı bölgelerde yapılan çalışmalar bulunmakla beraber düzenli aralıklarla ölçüm olmadığı için kullanım trendlerini ve değişimi etkileyen faktörleri değerlendirmek güçtür. Bu konuda ilk kapsamlı çalışmalar Ögel ve arkadaşları tarafından 1998 yılında yapılmış, 15 ilde 15–17 yaş grubundaki 20.000 öğrenci arasında, son bir ay içerisinde alkol kullanımı %17,3, yaşam boyu en az bir kez esrar kullanımı %3,6, uçucu madde kullanımı %8,6, eroin kullanımı %1,6, kokain kullanımı %1,4 ve benzodiazepin kullanımı %3,3 olarak saptanmıştır. Yine Ögel ve arkadaşları tarafından yapılan bir diğer çalışmada; 2001 yılında 9 ilde 15–17 yaş grubundaki 11.989 öğrenci arasında, son bir ay içerisinde tütün kullanımı %27; son bir ay içerisinde alkol kullanımı %15,9; yaşam boyu en az bir kez esrar kullanımı %3; yaşam boyu en az bir kez uçucu madde kullanımı %4,3; son bir ay içerisinde uçucu madde kullanımı %1,9; son bir ay içerisinde eroin kullanımı %1,2; son bir ay içerisinde ecstasy ve kokain kullanımı %1 olarak tespit edilmiştir.21Türkiye, ESPAD (Alkol ve Diğer Uyuşturucu Kullanımına Yönelik Avrupa Okul Araştırma Projesi) araştırmasına ilk kez İstanbul’da yapılan bir çalışmayla 1995 yılında katılmıştır. 1995 yılında 15 ayrı okulda, 2800 öğrenci ile yürütülen bu çalışmada, öğrencilerin son bir ay içerisinde %23,5’inin alkol kullandığı saptanmıştır. 2003 yılında Adana, Ankara, Diyarbakır, İzmir, İstanbul ve Samsun’da yapılan ESPAD araştırmasına göre22; s... Devamı

08 01 2012

KISA SÜREN MUTLULUK YALNIZLIK YÜZYILIN SARA’SI

Yalnızlık yüzyılın sara’sı Mutlu değildi Mutluluk rüzğarları Ona doğru hiç esmezdi Mutluk nedir bilmezdi Acılara karşı dayanıksızdı Hatıralar hep mahzun kılardı onu Geceleri hep yaşlıydı gözleri Yalnızdı yapayalnız Gündüzleri gizlerdi halini Ele verse de zaman zaman kendini Çabuk toparlanırdı hemen Ve şehrin en mutlu insanı rolüne bürünürdü Gerideki hayatı hep dikenli tellerle çevriliydi Kalabalıklarda yalnızlığı yaşardı Geçmişi geleceğin üzerine gölge gibi düşerdi Gül bahçesinde dolaşmamıştı Sevgiliye o bahçeden gül vermemişti Bilmezdi kırmızı gülün anlamını Yolculuklara hep yalnız çıkmıştı Ve yalnız dönmüştü Ondan bilmezdi vedalaşmanın acısını Kavuşmanın mutluluğunu Tüm bu acılara inat  Mutluluğa ulaşacağını hayal ederdi Her yeni şehirde umutlanırdı sevdalanırdı O şehir bu şehir derken Yeni bir  şehirde açtı gözlerini Gözleri gözlerinde kaybolmuştu Hayat akıyordu hızla  şehirde Düştü yeni bir sevdaya o şehirde Masum bakışları vardı İncecik narin elleri vardı Hayatı altüst oldu görünce gözlerini İmkansız bir aşka daha düşüyordu Bilir mi aşkını anlar mı ki halinden Ağlar mı yapayalnız kalınca geceleri onun gibi Gecede o gündüzde o sokakta o her yerde o vardı Onun penceresinin aydınlığı Her akşam karşı evde yanan lambalar Mutlu kılardı onu Karanlıksa pencereleri sevgilinin O gün yıkılırdı dünyası   Hayalinde rüyalarında hep o vardı Uzaktan görmesi mutlu ederdi onu Uzaktan görmüştü bir kez Karşılaşmadı bir daha Dört ayı böyle mutlu geçti Dört ay hiç konuşamadı on... Devamı

05 12 2011

Cemil Meriç Kimdir ?

Cemil Meriç Kimdir   Yazar ve mütercim. 12 Aralık 1916’da Hatay Reyhanlı’da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi’nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, Tercüme kaleminde reis muavinliği yaptı.       1940’da İstanbul Üniversitesi’ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941’den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayin Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1942 ve 45 yılları arasında Elazığ lisesinde, 1952 ve 54 yılları arasında ise İstanbul`da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesinde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu, Sosyoloji bölümünde dersler verdi. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, “söküyor”du.       1955’de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu, ama olağan üstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu ve yıllarının birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti. 1984’te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti.       Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde “Fildisi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler y... Devamı

05 12 2011

DEMOKRASİ**Cemil MERİÇ, HİSAR Dergisi Sayı 98, Şubat 1972

DEMOKRASİ   Cemil MERİÇ, HİSAR Dergisi Sayı 98, Şubat 1972     Katıksız demokrasi, ayak takımının despotizmidir, diyor Voltaire. Demokrasinin temeli hırstır, diyor. Demokrasi adaletin temelidir, Vacherot'ya göre. Proudhon'a göre, ruhani ve cismani bütün iktidarların sona ermesidir. Thierry için toplumun hayatıdır demokrasi. Tocqueville için, demokratik cumhuriyetlerin sonu manevi bir alçalıştır.     İki asır önce basılan bir ikonoloji kitabı, nazenini bir kadın olarak tecessüm ettirmiş: alnında asma yapraklarından bir taç, sırtında kaba saba giysiler; bir elinde nar, ötekinde yılanlar. Her çağ kendi rüyalarını, kendi emellerini söyletmiş kelimeye, her demagog kendi yalanlarını. Uğrunda sel gibi kan akıtılmış.     Nedir bu demokrasi? Homeros'un ahretindeki canlılar gibi, dokununca kaybolan bir hayalet mi? Genç bir sosyolog, demokrasiyi diğer siyasi rejimlerden ayıran ve yalnız ona ait olan önfaraziye nedir, diye soruyor: Hürriyet. Hürriyet, demokrasinin başlangıcında var; derece kabul etmez, kayıtsız şartsızdır. Hürriyeti meçhul bir istikbalde fethedilecek bir nesne olarak gösteren, diktatörlerdir sadece. Demokrasinin önfaraziyesi olan hürriyet, demokrasinin amacını da belirler: Eşitlik. Eşitlik gerçekleşemez, gerçekleşirse hikmet-i vücudunu kaybeder. Yerini anarşiye bırakır. Kısaca, demokraside hürriyet başlangıçta vardır, oysa eşitlik ulaşılması gereken bir amaçtır. Demokrasinin “ideal tipi” (saf tipi) budur, yazara göre. Demokrasiyi kavram olarak aydınlatmak, rejimin mantığını veya teorisini belirlemek isteyen bir tanım bu. Tarihteki demokrasileri anlamak ve demokrasilerin özlerinden ne kadar uzaklaştıklarını tayin etmek için onları bu saf tiple karşılaştırmak gerek. ... Devamı

05 12 2011

DEMOKRASİ

DEMOKRASİ Cemil MERİÇ, HİSAR Dergisi Sayı 98, Şubat 1972 Katıksız demokrasi, ayak takımının despotizmidir, diyor Voltaire. Demokrasinin temeli hırstır, diyor. Demokrasi adaletin temelidir, Vacherot'ya göre. Proudhon'a göre, ruhani ve cismani bütün iktidarların sona ermesidir. Thierry için toplumun hayatıdır demokrasi. Tocqueville için, demokratik cumhuriyetlerin sonu manevi bir alçalıştır. İki asır önce basılan bir ikonoloji kitabı, nazenini bir kadın olarak tecessüm ettirmiş: alnında asma yapraklarından bir taç, sırtında kaba saba giysiler; bir elinde nar, ötekinde yılanlar. Her çağ kendi rüyalarını, kendi emellerini söyletmiş kelimeye, her demagog kendi yalanlarını. Uğrunda sel gibi kan akıtılmış. Nedir bu demokrasi? Homeros'un ahretindeki canlılar gibi, dokununca kaybolan bir hayalet mi? Genç bir sosyolog, demokrasiyi diğer siyasi rejimlerden ayıran ve yalnız ona ait olan önfaraziye nedir, diye soruyor: Hürriyet. Hürriyet, demokrasinin başlangıcında var; derece kabul etmez, kayıtsız şartsızdır. Hürriyeti meçhul bir istikbalde fethedilecek bir nesne olarak gösteren, diktatörlerdir sadece. Demokrasinin önfaraziyesi olan hürriyet, demokrasinin amacını da belirler: Eşitlik. Eşitlik gerçekleşemez, gerçekleşirse hikmet-i vücudunu kaybeder. Yerini anarşiye bırakır. Kısaca, demokraside hürriyet başlangıçta vardır, oysa eşitlik ulaşılması gereken bir amaçtır. Demokrasinin “ideal tipi” (saf tipi) budur, yazara göre. Demokrasiyi kavram olarak aydınlatmak, rejimin mantığını veya teorisini belirlemek isteyen bir tanım bu. Tarihteki demokrasileri anlamak ve demokrasilerin özlerinden ne kadar uzaklaştıklarını tayin etmek için onları bu saf tiple karşılaştırmak gerek. (Bk. J. Freund, Le Nouvel Age, édit. M. Riviére, 1970) İslâmiyet, bir teokrasidir, diyor Gardet, laik bir teokrasi, daha doğrusu bir nomokrasi (kanun hakimiyeti). Bu teokrasi, Kuran hükümlerinin hem tesbiti, hem de dünyevî ve siyasi planda genişletilmesidir. İslâmiyetin siyasî felsefesi iki k... Devamı

05 12 2011

Çağın Dini: Humanizm--Cemil Meriç, Hisar Dergisi, Ocak 1980

Çağın Dini: Humanizm   Cemil Meriç, Hisar Dergisi, Ocak 1980   http://cemilmeric.net/27.html   Yürekten inanıyorum ki geleceğin dini katıksız bir hümanizm olacaktır, yani insanın bütününe saygı; hayat ahlaki bir değer taşıyacak, kutsileştirilecek yüceltilecek. Yarının başlıca kanunu güzelim insanlığa özen göstermek. Belli bir şekle bürünmeyecek bu inanç, hizipler ve tarikatlar gibi kimseye kapalı olmayacak. Akıldan başka kılavuz tanımayan, gizli remizleri, tapınakları, rahipleri bulunmayan, kiliseler dışı dünyada gönlünce yasayan geniş ve hür ilim.. iste insanlığı kanatlandıracak biricik inanç"   (Renan, İlmin Geleceği)   İmanını kaybeden bir çağın dini. Sözünü dinletmek isteyen her felsefe bu kaftana bürünmek zorunda. Marksizm’den egzistansiyalizme kadar Avrupa’nın tüm düşünce akımları hümanist. Kavramdan çok kılıf; kelime değil bukalemun: demokrasi gibi, sosyalizm gibi. Hümanizm genç bir kavram, bati dillerini 1850'den sonra fethetmiş. Ama müstağriplerimiz hemen benimsemiş kelimeyi, onlara göre Yunus'lar, Mevlana'lar, Hacı Bektaş Veli'ler su katılmamış birer hümanist. Hümanizm nedir, kimsenin tarife yanaştığı yok.(1)   Kelimenin iki ayrı manası var : 1) Antikite hayranlığı. 16. asır Avrupası için bir kaçış, bir meçhulü arayıştı hümanizm. Bir egzotizm, bir yeni boyut ihtiyacı. Kilisenin yasaklarından kurtulmak isteyen Orta Çağ insanı Eski Çağ edebiyatlarına kaçtı. Ferdi cemaat içinde eritmeyen paganizm, hürriyetti, direnişti. Nas'ların çelik korsasından kurtulup kilisenin duvarları dışına fırlamak hem cazip hem de tehlikesizdi. Kendi mazisine sığınıyordu batı; manevi mirasını yeni başt... Devamı